SAÜ'de Osmanlı programı

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi’nin (SASGEM) düzenlediği Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu İstanbul Şehir Üniversitesi öğretim üyesi ve Yazar Mehmet Genç oldu.

SAÜ'de Osmanlı programı

SAÜ Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleşen programda “Osmanlı İktisadi - İçtimai Sisteminin Temel Özellikleri ve Sonuçları” başlıklı konu ele alındı.

“Osmanlı deyince ne anlıyoruz?” sorusuyla konuşmasına başlayan Mehmet Genç, geçmişte kitaplarda Osmanlı Devleti’nin imajının düşük olduğunu, son günlerde biraz yükseltildiğini, ancak hamasi övgülerle dolu bir imajdan da kaçınmak gerektiğini anlattı. Osmanlı tarihi incelenirken konuya sempatiyle bakılabileceğini, ancak mümkün olduğu kadar mesafeli ve objektif davranılması gerektiğini belirten Genç, “Hangi alanda çalışırsanız çalışın, incelediğiniz alanda uzman olmanın birinci şartı konuyu sevmektir. Sevmiyorsanız bırakacaksınız. Bu nedenle Osmanlı’yı incelerken tabii ki sempati duyacağız” dedi.

 

Osmanlı devleti evrenseldi

Osmanlı Devleti’nin dünya tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Genç, şunları söyledi: “Osmanlı Devleti Türklerin kurduğu bir Türk devletidir. Müslüman olmayan azınlıkların bağımsızlıklarını kazanmaya başladıkları 19. yüzyılın ikinci yarısında bile milletçiliğe on son başlayanlar Osmanlılardı. Eski okul kitaplarında Türklüğü bilmediler, küçümsediler diye yazarlardı. Osmanlılar Türk olduklarını biliyorlardı ama milliyetçilik yapmak istemediler. Üniversal kaldılar, kalmaya alıştılar. Mesela Rumların çoğunlukta olduğu yerler Yunanistan’a bağlanmak için uğraşırken, Osmanlı Devleti buna rağmen onlara kötü davranmamaya çok dikkat etti.

 

En uzun yaşayan devletlerdendi

Osmanlı Devleti, Türk tarihinin en uzun yaşayan devletidir. Aynı şekilde İslam tarihinde de Osmanlı kadar uzun yaşayan pek yoktur. Bizans bin 100 yıl yaşadı ancak doğduğu ve öldüğü kronoloji içinde herhangi dünyada ciddi bir değişim yaratmadı. Bizans, milattan sonra 4. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar zirai bir toplumdur. Osmanlılar ise zirai toplumda doğdu. 14. yüzyılda ve sanayi devriminden sonra o devrimin getirdikleri nimetlere katiyen iltifat etmeden 200 sene daha yaşamayı başardı. Onun için Osmanlının ömrünü başkalarıyla kıyaslarken dünyadaki büyük değişmeleri göz önüne almak gerekir. Bir hanedan olarak en uzun yaşayanı Osmanlıdır. Mısır, Çin, Bizans gibi büyük medeniyetlerde ise birden fazla hanedan vardı. Mesela Çin de birkaç bin senelik bir uygarlık ama biraz yakından bakarsanız orada da 350 seneyi geçen hanedan yok. Bunların yanında tarihin en büyük çeşitliliğini kontrol eden bir sistem Osmanlı sistemidir. Osmanlı her dinden, ırktan, mezhepten insanları barındırdı.

 

Büyük devletlerle mücadele etti

Benim okul okuduğum zamanda kitaplar derlerdi ki karşılarında doğru dürüst bir devlet yoktu, onun için yürüdüler gittiler. Bunlar doğru değil. 14. yüzyılda Avrupa’nın en güçlü devletleri şansımıza doğu Avrupa’daydı. Bizans Osmanlı doğduğu zaman 900 yaşında dev bir devletti. Polonya, Lehistan, Litvanya, Sırp Krallığı, Bulgar Krallığı ve Macaristan son derece çetin cevizlerdi. Onlar da dünya devleti olmak için yarıştılar. Osmanlı’da yeniçeriler gibi askeri eğitim almış, kışlada yaşayan ve profesyonel piyade ordusu vardı.

 

Vergileri azalttı

Osmanlılar girdikleri her yerde vergileri indirdiler, arttırdıklarına dair hiçbir örnek yok. Azalttıkları, yarıya kadar indirdiklerine dair ise çok örnek var. Halktan aldıkları vergileri azalttılar. Bu nedenle Osmanlı orduları bir kere fethettikten sonra, halk o rejimde kalmayı tercih ediyordu. Yalnızca vergileri indirmekle kalmıyor, vergi türünü de değiştiriyordu. Daha önce feodal rejimlerde mal, para ve hizmet olarak vergi ödenirdi. Osmanlı rejimi hizmet vergisinin yüzde 90’ını, hatta biraz daha fazlasını kaldırdı. Bütün reayayı hür ilan etti. Köle veya self olarak muamele edilmesi durumunda ağır ceza yükümlüğü getirdiler. Hayat tarzı özgürlüğü, ondan sonra dini düşünce özgürlüğü getirdiler ve refahı sağladılar.

 

Toprak önemliydi

Verimliliği çok yüksek olmayan bir bölgede Osmanlılar herkese yaşama şansı verebilecek sistemi kurmak istediler. Mal ve hizmet üretmekte kullanılan üretim faktörleri devlet kontrolü altında dağıtıldı. Osmanlılar zirai toprakları özel mülk olmaktan çıkardılar. Ama o toprakları parselleyip, köylü ailelerin geçimini sağlayabilecek ve hafifletilmiş vergileri ödeyebilecek düzeyde bir üretim yapacakları kadar parseller halinde dağıttılar. Gelirin, istihdamın yüzde doksanı dolaylı olarak toprağa bağlıydı. Devlet toprağı kendi mülkiyetinde tuttu ama tahsis ettiği köylü aileleri o toprağı istediği gibi kullandı. Toprağı satmak, işlememek veya bırakıp başka tarafa gitmek gibi bir lükse de kapıları kapattı.”

Program Mehmet Genç’e hediyelerinin takdim edilmesiyle sona erdi.

saü sasgem osmanlı istanbul şehir üniversitesi mehmet genç
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Bitlis merkezli FETÖ operasyonu
Bitlis merkezli FETÖ operasyonu
'Irak depremi sürpriz değil'
'Irak depremi sürpriz değil'