Kısa mesaj ara bağlantı ücretlerine indirim
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), kısa mesaj arabağlantı ücretlerinde yaklaşık yüzde 75 oranında indirime gitti.
Mesaj başına Avea için 1,87 kuruş olan arabağlantı ücreti 0,47 kuruşa, Vodafone için 1,73 kuruştan 0,43 kuruşa, Turkcell için ise 1,70 kuruştan 0,43 kuruşa düşürüldü.
BTK internet sitesinde yer alan kurul kararında, kısa mesaj (SMS) sonlandırma ücretlerinin değişen pazar şartları çerçevesinde gözden geçirilmesi ihtiyacı ortaya çıktığı belirtildi.
İşletmecilerin, kendi şebekelerinde sonlandırılan çağrılar için diğer işletmecilerden talep ettikleri sonlandırma ücretinin yüksek olmasının, çağrı gönderen işletmecilerin maliyetlerinin yükselmesine neden olduğu kaydedilen kararda, "Bu nedenle, sonlandırma ücretlerinin düzenlenmesi, işletmecilerin piyasada rekabet edebilecek noktaya gelmeleri, abonelerine farklı ve kaliteli hizmetler sunabilmeleri, ücretlerdeki düşüşün son kullanıcı tarifelerine yansıması ve nihai olarak tüketicilerin daha uygun fiyatlar ile hizmet alabilmelerinin sağlanması yoluyla tüketici refahının artırılması bakımından önem arz etmektedir" ifadesi yer aldı.
BTK tarafından onaylanan tarifeye göre, daha önce kısa mesaj başına Avea için 1,87 kuruş olan arabağlantı ücreti 0,47 kuruşa, Vodafone için 1,73, Turkcell için 1,70 kuruş olan arabağlantı ücretleri ise 0,43 kuruşa düşürüldü.
BTK kararında, Turkcell'in SMS çağrı başlatma, çağrı sonlandırma ücreti 0,43 kuruş, on-net çağrı ücretleri ise 0,73 kuruş olarak belirlendi.
Söz konusu ücretler 1 Temmuz 2013'ten tarihinden itibaren geçerli olacak.
Piyasadaki rekabet açısından olumlu
Sonlandırma ücretlerindeki düşüşün, piyasadaki rekabet ortamının devamı açısından olumlu etkileri bulunduğuna işaret edilen BTK kararında, işletmecilerin abonelerini kendine bağımlı kılan, şebeke içi haberleşme ve trafik artışını tetikleyen, aynı zamanda diğer işletmecilerin rekabet edebilmelerine engel teşkil edebilecek durumların oluşmaması için sonlandırma ücretlerinin ilgili hizmetlerin sunum maliyetlerine yaklaştırılmasının daha da önemli hale geldiği bildirildi.
Ücretlerin düzenlenmesindeki amacın, rekabetin sağlanması ve tüketicilerin korunması olduğu belirtilen kararda, şunlar kaydedildi:
"Sonlandırma ücretlerinin yüksek olması da çapraz sübvansiyon, yıkıcı fiyatlama, aşırı fiyatlama gibi rekabet ihlallerini dolaylı veya doğrudan ilgilendirmekte; sonuç olarak da rekabetin engellenmesine ve tüketicilere yansıtılan fiyatların yüksek olmasına neden olabilmektedir. Diğer taraftan, işletmecilerin (kendi şebekelerinde) çağrı sonlandırmada tekel konumda olmaları nedeniyle; mezkur Kanun hükümleri başta olmak üzere ilgili mevzuat uyarınca sonlandırma ücretleri mümkün olduğunca maliyet esaslı belirlendiğinde rekabetin önündeki önemli bir engel kaldırılmış olacak ve ilgili pazarda adil bir rekabet ortamı sağlanarak nihai olarak tüketici menfaatleri korunmuş olacaktır."
Kaynak: AA
Ankara ve çevresinde yapılan arkeoloji kazıları sonucunda tarihi Bronz çağındaki Hatti Uygarlığına kadar gider. Hatta Yontmataş devrinden kalma araç-gereçler ortaya çıkarılmıştır. İsa’dan önce 2000’li yıllarda yöredeki ilk yerleşme merkezinin Anadolu'da ilk siyasal birliği sağlayan Hititler döneminde kurulduğu sanılmaktadır. İ.Ö. VIII. yy'da Frigyalıların eline geçmiş, İ.Ö. VIII. yy'da Frigyalılar Lidyalılara bağımlı hale gelmişler, İ.Ö.547'de Lidya kralının Perslere yenilmesinden sonra da Pers egemenliği başlamıştır. Batı Anadolu'daki Sardeis (Sardes) ile İran'daki Susa kentleri arasında uzanan Kral yolu üstünde yer alan Ankara, Persler döneminde önemli bir konaklama ve ticaret merkezi haline gelmiştir. İsa’dan önce üçüncü yüzyılda, bir Kelt ırkı olan Galatlar Ankara’yı başkent yapmıştır. İlin tarihteki ismi “Ankyra”dır. Ankara, İ.Ö.II.yy'da Roma İmparatorluğu'na katılmış ve önemli bir askeri merkez haline gelmiştir.Romalılar döneminde tapınaklar, hamamlar ve hipodrom yapılan (günümüze bu yapıtlardan Augustus tapınağı ile Roma hamamının bir bölümü kalmıştır) kent, Bizans döneminde, (395-1073) kalın bir dış surla çevrildi ve tam bir Ortaçağ kenti görünümü aldı. 1071'de Selçukluların Malazgirt zaferini kazanarak Anadolu'ya girmelerinden sonraki yıllarda Ankara, Bizanslılar ve Selçuklular arasında birkaç kez el değiştirdi. Selçuklular döneminde Ankara kenti, kalın surlarla çevriliydi ve askeri önemini korumaktaydı; ama ana ulaşım yollarına göre sapa kaldığından ticari önemini yitirmişti. VII. ve VIII. yüzyıllarda İslamiyetin doğuşuyla birlikte şehir Pers ve Arap akımlarına maruz kalmıştır. 871-893 tarihleri arasında birkaç kez el değiştirir. 1127’de şehir kesin olarak Türk hakimiyetine girer ve adı “Engüriye” olur. 1304 yılında İlhanlıların eline geçen Ankara, 40 yıl süreyle onların yönetiminde kaldı. Ankara Osmanlılara ilk olarak Orhan Bey zamanında geçti(1356) kısa bir süre için el değiştirdikten sonra I. Murat tarafından yeniden(1360) alındı. 1402’de Yıldırım Bayezid ve Timurlenk arasındaki Ankara Savaşında şehir kısa bir süre Moğol hakimiyetinde kalır. Ancak 1414’de kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girer. Kurtuluş savaşı sırasında 1920’de Ankara merkez üs olarak seçildi. 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi açıldı. 13 Ekim 1923’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından coğrafi, stratejik, siyasi ve Kurtuluş Savaşındaki merkez üs özellikleri nedeniyle başkent ilan edildi. Sonrasında da 29 Ekim 1923’de Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara bozkırın ortasında çorak bir kasaba görünümündeydi. O günlerde Avrupa’dan şehir mimarları getirilerek bugünkü modern Ankara’nın temelleri atıldı. Prof. Hermann Jansen'in hazırladığı kent planı çerçevesinde imar hareketleri hız kanırken diğer yandan, kamu yönemitinin başlıca kurumları kentte örgütlenmeye başlamıştır. Uygarlıklar beşiği Anadolu’nun cennet köşelerinden Bursa ve çevresi, çok eski çağlardan beri yerleşimlere sahne olmuştur. Bölgede eski yerleşim alanlarının yarattığı uygarlıkların günümüzden 7 bin yıl öncesine gittiği, Ilıpınar Höyüğü kazılarında ortaya çıkmıştır. Höyükte yapılan kazılar sonucunda, MÖ. 5200 yıl öncesine dek inen bir yerleşim alanı bulunmuştur. Bursa’nın 7 km. kuzeyinde Demirtaş nahiyesinin 2,5 km. güneyinde, 90 m. çevresi 5 m. yüksekliği olan “Demirtaş Höyüğü” yer almaktadır. Bu höyükte genellikle elde, az miktarda da çarkta yapılmış kâse, küp ve testilere ait seramik parçaları bulunmaktadır. Bunlar erken bronz çağdan kalmış olup MÖ. 2500’lü yıllara tarihlenir. Kentin 14 km batısında, Çayırköyü’nün 1 km güneybatısındaki “Çayırköy Höyüğü’nün” boyutları da Demirtaş Höyüğü ile aynıdır. Burada bulunan seramik parçalarında gri, kırmızı, kahverengi ve siyah renkler hakimdir. Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı elde, çok azı ise çarkta yapılmıştır. Höyüğün en eski buluntusu MÖ. 2700 yılına aittir. MÖ. 3. yüzyılda Bithynialılar ve Prusiaslılar tarafından kurulan kentin ilk adı “Prusa” idi. Yazılı kaynaklarda “Bitinya” olarak da geçen Bursa ve çevresinin en eski yerleşimleri İznik Gölü çevresindedir. Sadece İznik Gölü çevresinde, taş devirlerinde kurulduğu anlaşılan yedi önemli höyük bulunmaktadır. Bunlardan Orhangazi yakınlarındaki Ilıpınar ve onun 750 m. kadar doğusundaki Hacılartepe Höyüğü, Orhangazi-İznik yolunun Yeniköy altı mevkiinde Tepecik Höyüğü, İznik Gölü’nün doğusunda ise Körüstan, Üyücek Tepe, Höyücek ve Karadin höyükleri bulunmaktadır. İnegöl kent merkezinde, Cumatepe höyüğü ile 3 km doğusunda bulunan Doğutepe Akhisar höyükleriyle Yenişehir Babasultan Höyüğü tarih öncesi devirlere ait yerleşimleri işaret etmektedir. Demirtaş Köyü Höyüğü ile M. Kemalpaşa’nın Dorak Köyü ile Tahtalı Köyü’ndeki kalıntılar, Bursa bölgesinin en az beş bin yıllık önemli bir uygarlık alanı olduğuna işaret etmektedir.
