17 Mayıs 2022|Salı,08:13:47
 
  • HAVA DURUMU:
  • Parçalı Bulutlu
PİYASALAR Güncelleme : 17.05.2022
DOLAR
15,6298
EURO
16,3673
ALTIN
916,53
BİTCOİN
$0,1420 20,59
HAFTANIN POPÜLER YAZARI
Semih Kaçar
Semih KaçarNE SÖYLÜYORUZ NE ANLIYORUZ!7 dakika da okunur
fullWidthAds5
06 Mayıs 2022 - 09:51
06 Mayıs 2022 - 09:517 dakikalık okuma 0 yorum
  • PAYLAŞ
7 dakikalık okuma
0 yorum

187 KEZ OKUNDU

NE SÖYLÜYORUZ NE ANLIYORUZ!

NE SÖYLÜYORUZ NE ANLIYORUZ!

“Söyleyenden Dinleyen Arif Gerek”


“Evvel zaman içerisinde devlet yöneticilerinin olumsuzluklarla afişe edildiği, gündemin yolsuzluklarla çalkalandığı ve halkın yapılan usulsüzlüklere ateş püskürdüğü bir dönemde devlet erkânından bazı üst düzey yöneticiler Anadolu’da bir köye bir mevzuu yerinde incelemek için ziyarette bulunurlar. Bu haberi duyan gönlü temiz yaşlı bir teyze ise devlete ve erkânına olan derin saygı ve sevgisinden dolayı günler öncesinden türlü türlü hazırlıklar yapar.
Gün gelir devlet yetkilileri köye ulaşır ve çalışmalarını tamamlar. Yaşlı teyze köy muhtarına günler öncesinden hazırlık yaptığını ve devlet erkânına sofralar hazırladığını ve misafir etmek istediğine dair haber ulaştırır. Muhtar da durumu devlet erkânına iletir. Ve yolculuk, sıcaklık ve telaşeden dolayı bitap olan devlet erkânı teyzenin bu isteğini geri çevirmez ve davete icabet ederler. 


Misafirlere ilgi büyüktür. Anadolu’ya özgü çeşit çeşit yemekler hazırlanır sofralar kurulur. Gün içerisindeki hengâmeden bezgin ve bitkin düşen devlet erkânı sofra başında yemekleri yerken ağır davranır hatta doğru düzgün yemek yiyemezler. Bu durumu gören yaşlı teyze ise bu durumdan rahatsız olarak erkâna hitaben;


– Yiyin utanmazlar yiyin¸ der.


Ufak bir şok geçiren devlet erkânı ağızlarındaki lokmaları zar zor yutkunduktan sonra ellerindeki kaşıkları usulca bırakırlar ve yaşlı teyzeye hazırlıklarından ötürü teşekkür ederler. Yaşlı teyze ise bu durumdan da rahatsız olarak halisane niyetle;


– Neden yemiyorsunuz ki efendiler anlamadım! Şimdi¸ siz yemezseniz bunları ahırdaki hayvanlara vereceğiz¸ der.


İletişimin en temel problemlerden biri de neyi ne şekilde söyleyeceğimiz konusundaki eksikliğimizdir. Bu eksiklik veya ihmalkarlık en basit bir durumu dahi girift bir hale getirerek durumu arapsaçına çevirmektedir. Hatta öyle ki günlük yaşantımızda bu husustan dolayı konuşmalarımızda “Açıkçası”¸ “Öyle demek istemedim.”¸ “Bunu da nereden çıkardın?”¸ “Beni bir sen anladın onu da yanlış anladın.” gibi cümlelere sıklıkla başvururuz. 


Anadolu’da yaşanılan olayda da devlet erkânı içerisinde bulunmuş olduğu psikolojik baskının yanı sıra gün içerisindeki yorgunluk nedeniyle yemekteki ağır davranışı yaşlı teyzece utanma duygusuyla ilişkilendirilmiş, saf ve iyi niyetli teyzenin sözleri ise devlet erkânınca üzerlerinde oluşan sosyal ve siyasal baskı çerçevesinde ilişkilendirilerek yanlış anlaşılmıştır… Ayrıca arda kalan yemeklerin ziyanının önlenmesi için ahırdaki hayvanlara verileceği ise başka bir iyi niyet ama yanlış anlama, yanlış anlaşılma göstergesidir…


Peki karşılıklı diyalog halindeyken yanlış anlama ve anlaşılmayla ilgili nasıl bir süreç cereyan ediyor. Konuyla ilgili yapılan çalışmalar çerçevesinde Sylviane Herp bu ihtimalleri şu şekilde sıralıyor:

-Düşündüğünüz
-Söylemek İstediğiniz
-Söylediğinizi Sandığınız
-Söylediğiniz
-Karşınızdakinin Duymak İstediği
-Karşınızdakinin Duyduğu
-Karşınızdakinin Anlamak İstediği
-Karşınızdakinin Anladığını Sandığı
-Karşınızdakinin Anladığıdır.

Dolayısıyla¸ insanların sizi yanlış anlaması için önlerinde en az 9 ihtimal bulunuyor.

Bu kadar ihtimalin içerisinde iletişimin daha sağlıklı olması için yanlış anlama problemini tamamen yok etmek elbette zor olacaktır. Fakat kendimizi en iyi şekilde ifade edersek yanlış anlaşılabilme oranını en az seviyeye indirebilmekte yine kendi elimizde bulunmaktadır…
İşte bunun için birkaç yöntemi sizlerle paylaşabiliriz.


 Dolaysız İfade: Bir insanı sevdiğiniz ya da ondan rahatsızlık duyduğunuz halde bunu kendisine ifade etmezseniz¸ bu kişi kendisi hakkındaki düşüncelerinizi yanlış yorumlayabilir. Bu da istemediğiniz tutum ve davranışların devam etmesine sebebiyet verebilir. Bu yüzden söylemek istediğinizi karşı tarafa (kırmadan, dökmeden) lafı dolandırmadan iletebilirsiniz.

 Açık İfade: Açık bir mesaj¸ düşüncelerinizi ve duygularınızı olduğu gibi yansıtır. Mesaj açık olmazsa¸ karşınızdaki tam olarak ne demek istediğinizi anlayamaz. Kendi bilinçaltı ve duygularıyla söylemiş olduğunuzu anlamlandırmaya çalışır. Bu yüzden konuşmanızda açık ve net ifadeler kullanmanız faydalı olacaktır.

 Anında İfade: İçinize atmak yerine söylemeyi tercih ettiğinizde işiniz kolaylaşacaktır. Çünkü içinizde barındırdığınız zaman bu sizleri yıpratmakta¸ diğer davranış ve düşüncelerinizi etkilemekte ve bazen de başka biriyle olan iletişiminize zarar vermektedir.

 Dürüst İfade: Saklı amaçlarınızın olması¸ karşınızdaki insanla iletişiminizi zedeleyecek ve güvensizlik ortamı oluşturacaktır. Söylediklerimiz ve bunların gerekçeleri birbirleriyle tutarlı olmalıdır.

 Sakin İfade: Kendinizi¸ karşınızdakini kırmadan¸ onu tehdit edermişçesine ya da tartışma başlatmak istiyormuş görüntüsü vermeden ifade edin. Sizin niyetinizin iyi olduğuna ve kurulan iletişimin yapıcı olduğuna inandırın.

Nasıl söylediğimiz: Kuşkusuz ki yapılan araştırmalar neticesinde söylenilenden çok söyleme şeklimiz dinleyici üzerinde reaksiyon oluşturduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Asık bir surat ve sert bir tonlamayla ifade etiğimiz zaman kişiler bizim bu beden dilimiz ve tonlamamızı baz alarak iletişimi sürdüreceklerdir. Buna örnek olarak¸ bir çocuğa asık surat ve sert bir tonlama ile konuştuğumuzda “Ne tatlı şekersin sen.” desek bile çocuk korkup çekinecektir. Fakat bu çocuğa yumuşak bir yüz ifadesi ve naif bir tonlamayla “Maşallah yerim seni¸ seni döverim¸ çirkin.” dediğimizde bile bu çocuğun yüzünde tebessüm kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzden söylemek istediklerimizle ilgili tutarlı bir beden dili ve tonlama doğru iletişim kurmamıza kolaylık sağlayacaktır. Bilinmektedir ki iletişimde beden dili önemli yer tutmaktadır.

Kişinin kendisini görmek istediği gibi hitap etmek:  Başkalarının kendilerine nasıl davranması gerektiğini belirler insan. Kendisini görmek istediği gibi iletişimin seyrini sürdürürsek hem çatışmadan sakınır hem de karşı tarafı hoşnut ederiz. 

Dinleyen söyleyenden arif gerek: Bununla beraber kişinin aslında ne anlatmak istediğine odaklanılmalıdır. Ayrıca kişi içerisinde bulunduğu psikolojik durum neticesinde yaşamış olduğu farklı problemlerini ister istemez üslubuna yansıtabilir. Çatışmaya girmemek için nasıl söylediğine değil ne söylemek istediğine yönelmek ve bunu anlamlandırmak daha sağlıklı olacaktır.
İletişim kazalarınızın ve yanlış anlamalarınızın az olduğu bir yaşam geçirmeniz dileğiyle.

M.Sc. Semih KAÇAR 
Stratejik Yönetim | Organizasyonel Gelişim | İnsan ve Kültür | İş Geliştirme | Değişim Yönetimi | Mühendis | Eğitimci | Yazar | İSGU 

 

YORUM YAP
Adınızı yazınız
Yorumunuzu yazınız!

Etiketlere göre arama:

Aramaktan Vazgeç
Aramaktan Vazgeç